Ana Sayfa

Adlî

Adlî, Osmanlı Devleti'nin sekizinci padişahı ve Fâtih Sultan Mehmed'in oğlu olan II. Bayezid'in şiirlerinde kullandığı mahlastır. Otuz yılı aşan saltanatı boyunca devlet işlerine gösterdiği titizliğin yanında şiire de zaman ayırmış; Dîvân sahibi Osmanlı padişahları arasında öne çıkan isimlerden biri olmuştur.

İbadete ve hayır işlerine düşkünlüğüyle tanınan II. Bayezid, bu vasfı dolayısıyla “Bâyezîd-i Velî” unvanıyla da anılmıştır. Şehzadeliğinde uzun yıllar sancakbeyi olarak bulunduğu Amasya'yı âlim, şair ve sanatkârları himaye ederek bir kültür merkezine dönüştürmüş; tahta çıktıktan sonra da bu himayeciliğini İstanbul'a taşımıştır.

Hayatı

II. Bayezid, 1448'de Dimetoka'da doğdu. Fâtih Sultan Mehmed'in oğludur. Henüz yedi yaşındayken Amasya sancakbeyliğine gönderildi ve yaklaşık yirmi yedi yıl süren bu görevi sırasında şehri bir ilim ve sanat çevresinin merkezi hâline getirdi; bu dönemde hattat Şeyh Hamdullah'tan hat dersleri aldı.

Fâtih Sultan Mehmed'in 1481'de vefatının ardından tahta çıktı; kardeşi Cem Sultan ile giriştiği taht mücadelesini kazanarak saltanatını pekiştirdi. 1481-1512 yılları arasında otuz yılı aşkın bir süre hüküm sürdü. Bu dönemde askerî teşkilatta düzenlemeler yaptı, İspanya'dan sürülen Yahudilerin Osmanlı topraklarına yerleşmesine imkân tanıdı ve İstanbul'da Galatasaray Mektebi'nin temellerini attı.

İbadete ve hayır işlerine yönelmiş bir hayat sürmesi dolayısıyla “Bâyezîd-i Velî” diye anıldı. Ömrünün sonlarına doğru, 1512'de tahtı oğlu I. Selim'e bırakarak doğduğu şehir olan Dimetoka'ya çekilmek üzere yola çıktı; ancak Çorlu yakınındaki Abalar köyüne vardığında rahatsızlanarak 25 Rebîülevvel 918 (10 Haziran 1512) tarihinde vefat etti. Cenazesi İstanbul'a getirilerek kendi adını taşıyan caminin (Bayezid Camii) haziresine defnedildi.

Torunu Kanuni Sultan Süleyman'ın da büyükbabası olan II. Bayezid, oğlu I. Selim'in babasıdır.

Edebî Kişiliği

Şiirlerinde “Adlî” mahlasını kullanan II. Bayezid, devlet işlerinin yoğunluğuna rağmen kendisinden önceki padişahlara kıyasla şiire daha fazla vakit ayırmıştır. Dönemin tezkire yazarlarından Latîfî, onun gazel söyleyişinin atalarınınkini aştığını belirtmiş; Âşık Çelebi ise şiiri, devlet yönetiminin yorgunluğundan bir sığınak olarak nitelendirmiştir.

TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki “Bayezid II” maddesinde onun için “orta derecede bir şair” değerlendirmesi yapılır; aynı madde, padişahın hat sanatında oldukça yetenekli olduğunu da belirtir. Şiirlerinde klasik gazel biçiminin işlendiği görülür; tasavvufa yakın bir duyarlılık ve münâcât türünde kaleme aldığı manzumelerinde dinî-tasavvufi bir ton dikkati çeker.

II. Bayezid'in edebiyat tarihindeki asıl önemi, yalnızca kendi şiirinden değil, Amasya'dan İstanbul'a taşıdığı himayeci kimliğinden gelir. Molla Lutfî, Müeyyedzâde Abdurrahman Çelebi, İbn Kemâl ve Necâtî gibi devrin önde gelen âlim ve şairlerini himaye ederek dönemin edebî ortamının gelişmesine zemin hazırlamıştır.

Eserleri

Dîvân— Adlî'nin bilinen tek edebî eseridir. TDV İslâm Ansiklopedisi'ne göre çoğunluğunu (yaklaşık 125 kadar) gazellerin oluşturduğu küçük hacimli bir divandır ve 1308 (1890-91) yılında İstanbul'da Mehmed Fuad tarafından hazırlanan eksik bir baskıyla yayımlanmıştır.

Dîvân'ın günümüze ulaşan başlıca yazma nüshaları British Library, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı, Mısır Millî Kütüphanesi ve Millet Kütüphanesi'nde (iki nüsha) bulunmaktadır. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ne göre bu nüshaların tamamı esas alınarak hazırlanan tenkitli metinde 144 Türkçe, 14 Farsça gazel ile murabba, kıt'a ve müfred gibi az sayıda başka manzume yer alır.

Şiirlerinden Örnekler

1. Bir gazelinden, mahlasının geçtiği beyti de içeren iki beyit

İy kemân-ebrû n'ola kurbân idersem cân sana
Bin benüm bigi ider her lahza cân kurbân sana

Hûn-ı dil yaşunla Adlî gerçi seyl oldı dirîğ
Kanlu yaşun göricek rahm eylemez cânân sana

Yaklaşık anlamıyla: “Ey kaşları yay gibi olan sevgili, sana canımı kurban etsem şaşılır mı; benim gibi binlercesi her an sana canını kurban ediyor. Ne yazık ki Adlî'nin kanlı gönül yaşı sel olup aktı; ama o kanlı gözyaşını görünce bile sevgili sana acımıyor.”

2. “-mışsın” redifli, mahlasının geçtiği son beyti de içeren bir şiirinden

Gözüm hicrile sen giryânmışsın
Yürek bu derd ile sen kanmışsın

N'ola cândan seni artuk seversem
Meğer sen cân içinde cânmışsın

Ferah gördüm seni cânum söyündi
Ben ağladumsa sen handânmışsın

Kul olmak ister isen ol Şâh'a
Adlî sen acep sultânmışsın

Yaklaşık anlamıyla: “Gözüm senden ayrılıkla ağlar olmuş, yüreğin ise bu dertle kanmış (razı olmuş); canımdan çok sevsem ne olur, meğer sen canın içindeki can imişsin. Seni ferah gördüm, canım söndü (yatıştı); ben ağladıysam sen gülermişsin. O padişaha kul olmak ister misin — Adlî, sen de acaba bir sultan mıymışsın?” Şiir, aşk temasını, sonunda kendi hükümdarlığına şairâne bir gönderme yaparak mahlas beytine bağlar.

Kısa Bilgiler

  • Asıl adı: II. Bayezid (Sultan Bâyezîd-i Velî bin Fâtih Sultan Mehmed)
  • Doğum-ölüm:1448, Dimetoka – 25 Rebîülevvel 918/10 Haziran 1512, Çorlu yakınları (İstanbul'da, Bayezid Camii haziresine defnedildi)
  • Dönem: 15-16. yüzyıl; Osmanlı padişahı (1481-1512)
  • Bilinen lakabı: Bâyezîd-i Velî
  • Edebî mahlası: Adlî
  • Eserleri: Dîvân

Kaynakça

Şerafettin Turan, “Bayezid II”, TDV İslâm Ansiklopedisi, islamansiklopedisi.org.tr/bayezid-ii (erişim: 2026).

Yavuz Bayram, “Adlî, Sultân Bâyezîd-i Velî bin Fâtih Sultân Mehmed”, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/adli-sultan-bayezidi-veli-bin-fatih (erişim: 2026); “-mışsın” redifli şiir edebiyatvesanatakademisi.com ve mmsrn.com'dan çapraz doğrulandı.

Adlî, bir padişahın kaleminden çıkan mütevazı bir dîvânla değil, Amasya'dan İstanbul'a taşıdığı himayeci ruhuyla Divan edebiyatı tarihinde kalıcı bir iz bırakmıştır.