Cem Sultan
Cem Sultan (1459-1495), Fatih Sultan Mehmed'in oğlu, hem bir Osmanlı şehzadesi hem de 15. yüzyıl divan şiirinin dikkate değer isimlerinden biridir. Ağabeyi II. Bayezid ile giriştiği taht mücadelesini kaybettikten sonra geçirdiği on üç yıllık gurbet ve esaret hayatı, hem tarihî hem de edebî açıdan onu benzersiz bir konuma taşımıştır.
Şiirlerinde işlediği ayrılık, hasret ve çaresizlik temaları, yaşadığı trajik hayat hikâyesiyle iç içe geçtiği için Cem Sultan'ın divanı, döneminin diğer örneklerinden farklı bir samimiyet ve acılı bir lirizm taşır.
Hayatı
Cem Sultan, 27 Safer 864 (23 Aralık 1459) gecesi Edirne'de dünyaya geldi. Fatih Sultan Mehmed'in oğlu olarak sarayda özenli bir eğitim gördü; küçük yaşta Arapça ve Farsçada şiir yazacak yetkinliğe ulaştı. Önce Kastamonu sancak beyliğine, daha sonra Konya'ya tayin edildi.
Fatih'in 1481'de ölümü üzerine ağabeyi II. Bayezid ile taht mücadelesine girişti; ancak 1481 Haziranında Yenişehir'de ağır bir yenilgiye uğradı. Bunun ardından Konya, Tarsus ve Kahire'ye gitti; Mısır'da hacı oldu. Anadolu'da yeniden taht iddiasını sürdürme girişimleri sonuçsuz kalınca 1482 yılında Rodos Şövalyelerine sığındı.
Rodos Şövalyeleri onu Fransa'ya gönderdi; Nice ve Chambéry gibi şehirlerde geçen bu dönem, fiilen bir esaret hayatına dönüştü. Avrupa güçleri için değerli bir siyasi rehine haline gelen Cem Sultan, daha sonra Papa tarafından Roma'ya getirildi. 27 Ocak 1495'te Roma'dan ayrıldıktan kısa süre sonra, 29 Cemâziyelevvel 900 (25 Şubat 1495) tarihinde İtalya'da, Napoli yakınlarındaki Capua'da öldü. Elindeki kıymetli rehineyi bırakmak zorunda kalan Papa tarafından zehirlendiği rivayet edilir. Tahnit edilmiş naaşı 1499'da Bursa'ya getirilerek Muradiye Camii haziresine defnedildi.
Edebî Kişiliği
Çocukluğundan itibaren klasik edebiyatı, Arapça ve Farsça şiir geleneğini yakından tanıyan Cem Sultan, Ahmed Paşa, Şeyhî ve Nizâmî gibi isimlerin etkisinde yetişmiştir. Zengin hayal dünyasıyla dikkat çeken şiirlerinde, sonraki dönemde yaşadığı gurbet ve esaretin izleri açıkça görülür; bu nedenle divanı, döneminin diğer şairlerinden farklı olarak yoğun bir kişisel acı ve hasret duygusuyla örülüdür.
Bir dönem Karaman'da bulunduğu sırada, Sa'dî-i Cem, La'lî, Sehâyî, Kandî ve Şâhidî gibi şairlerden oluşan ve “Cem şairleri” olarak anılan bir edebî çevrenin de merkezinde yer almıştır; hem şair hem de şairlerin koruyucusu olarak tanınmıştır.
Eserleri
Türkçe Dîvân:2 tevhid, 1 münâcât, 2 na't, 4 kaside, 348 gazel ve 41 muammadan oluşur; günümüze on bir kadar yazma nüshası ulaşmıştır.
Farsça Dîvân: Türkçe divanla aynı yazma nüshalar içinde yer alır; dört nüshası bilinmektedir.
Cemşîd ü Hurşîd:İranlı şair Selmân-ı Sâvecî'nin aynı adlı mesnevisinin 1478'de Türkçeye yapılmış manzum çevirisidir.
Fâl-ı Reyhân-ı Cem Sultân: 48 beyitlik küçük bir mesnevidir.
Şiirlerinden Örnekler
1. Bir gazelinin açılış beytinden
Dilberâ aşkun yolında bir kitâbum var benüm
Ol kitâb içre hezâran fasl u bâbum var benüm
Günümüz Türkçesiyle: “Ey gönül alan güzel, senin aşkın yolunda yazılmış bir kitabım var; o kitabın içinde binlerce bölüm ve başlığım var.” Türkçe Dîvân'ındaki bir gazelin bu açılış beyti, Cem Sultan'ın aşkı bitmez tükenmez bir anlatıya, bir “kitaba” benzetme inceliğiyle dikkat çeker; gurbet yıllarında kaleme aldığı şiirlerine sinen hasret ve çaresizlik duygusunun da tipik bir örneğidir.
2. “Vatan” redifli gazeli, mahlasının geçtiği son beyitle birlikte tam metni
Cân dimâğına ereli bûy-ı vatan
Dil diler kim görüne rûy-ı vatan
Çeşme-i hayvândan ey cân hoş durur
Ben garîb üftâdeye cûy-ı vatan
N'ola cândan istesem çün yeğ durur
Bâğ-ı cennetten bana kûy-ı vatan
Gönlüm eyler dâimâ onu taleb
Bend olaldan bana gîsû-yı vatan
Hurrem olup cân-ı Cem irdi safâ
Dil sabâdan alalı bûy-ı vatan
Günümüz Türkçesiyle: “Canın damağına vatan kokusu erişeli, gönül vatanın yüzünü görmek ister. Ey can, âb-ı hayat çeşmesinden daha hoştur, bu gurbette düşkün olan bana vatanın arayışı. Cennet bahçesinden bile bana vatanın köyünü istesem ne olur, çünkü o yeğdir. Gönlüm onu dâimâ arar, vatanın zülfüne bağlanalı beri. Cem'in canı, sabâ yelinden vatan kokusunu alalı ferahlanıp huzur buldu.” Vatan hasretini bir sevgili gibi tasvir eden bu gazel, Cem Sultan'ın gurbet ve esaret yıllarında duyduğu özlemi en yoğun şekilde yansıtan şiirlerinden biridir.
Kısa Bilgiler
- Doğum-ölüm: 23 Aralık 1459 (Edirne) - 25 Şubat 1495 (Capua, İtalya)
- Dönem: 15. yüzyıl, Osmanlı klasik dönem şiiri
- Kimliği:Fatih Sultan Mehmed'in oğlu, şehzade-şair
- Eserleri: Türkçe Dîvân, Farsça Dîvân, Cemşîd ü Hurşîd (çeviri mesnevi), Fâl-ı Reyhân-ı Cem Sultân
- Bilinen özelliği: Taht mücadelesi sonrası geçirdiği on üç yıllık Avrupa sürgünü ve esareti, şiirlerine yansıyan derin hasret ve ayrılık teması
Kaynakça
Şakiroğlu, Mahmut H. ve Kut, Günay, “CEM SULTAN”, TDV İslâm Ansiklopedisi, C. 7, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, İstanbul, 1993, s. 283-286 (islamansiklopedisi.org.tr/cem-sultan adresinden erişildi). Ayrıca bk. Canım, Rıdvan, “CEM SULTÂN”, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, Ahmet Yesevi Üniversitesi (teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/cem-sultan adresinden erişildi). “Vatan” redifli gazel, ayvakti.net ve Hikmet — Akademik Edebiyat Dergisi'ndeki bir makaleden (dergipark.org.tr) çapraz doğrulandı.
Bir tahtın vârisi olarak doğan Cem Sultan, sonunda yalnızca şiirinde bulabildiği bir vatana sığınmıştır.

