Veysî
Veysî, 17. yüzyıl Osmanlı edebiyatının en usta nesir yazarlarından biridir. Şiirleri de bulunmakla birlikte, edebiyat tarihindeki asıl yeri, sanatlı ve akıcı Türkçe nesriyle kazandığı üne dayanır.
Sultan I. Ahmed ile İskender'i bir düş içinde karşı karşıya getiren Hâbnâme'si ve Hz. Peygamber'in hayatını anlatan Siyer'i, döneminin en çok okunan eserleri arasında yer almıştır.
Hayatı
Asıl adı Üveys olan Veysî, 969'da (1561-62) Manisa'nın Alaşehir ilçesinde doğdu. İlk eğitimini Alaşehir'de aldı, ardından İstanbul'a giderek Molla Sâlih Efendi'nin derslerine katıldı.
Kadılık göreviyle Mısır, Akhisar, Tire ve yedi kez görev yaptığı Üsküp gibi çeşitli Osmanlı şehirlerinde bulundu; bu arada çeşitli mukātaa/tahrir denetleme görevleri de üstlendi. 14 Zilhicce 1037'de (15 Ağustos 1628) Üsküp'te vefat etti.
Edebî Kişiliği
Veysî'nin nesri, çağdaşı Nergisî'ninkine göre daha sade ve akıcı olmakla birlikte, yine de zengin Arapça ve Farsça söz varlığını, girift tamlamaları ve mecaz/söz oyunlarını ustalıkla kullanır.
TDV maddesinin de belirttiği gibi, “edebiyattaki şöhretini şiirinden çok nesrine borçludur”— bu nedenle Veysî, Divan şiiri geleneği içinde değil, esas olarak Osmanlı sanatlı nesrinin (inşâ) en usta isimlerinden biri olarak hatırlanır.
Eserleri
Dürretü't-tâc (Siyer-i Veysî)— Hz. Peygamber'in hayatını anlatan, sanatlı nesriyle tanınan eseridir.
Hâbnâme— Sultan I. Ahmed ile İskender'i bir düş çerçevesinde karşılaştıran, dönemin en çok okunan eserlerinden biridir.
Münşeât — mektup ve yazışmalarından oluşan bir derlemedir. Merace'l-bahreyn — Arapça dilbilgisi üzerine bir şerhtir. Dîvân — 27 kaside, 66 gazel ve başka nazım şekillerinden oluşan, ikinci planda kalan şiir eseridir.
Eserlerinden Örnekler
1. Hâbnâme'nin giriş bölümünden, secili nesir üslubunu gösteren bir cümleden
Nesîm-i çemen-ârâ-yı hamd u senâ, ol pâdişâh-ı cihât-âferîn hazretlerinin tarâvet-bahş-ı hadîka-i takdîsi olsun.
Yaklaşık anlamıyla: “Övgü ve şükrün çimeni süsleyen esintisi, cihatları yaratan o padişah hazretlerinin (Allah'ın) kutsallık bahçesine tazelik versin.” Bu girift, sıfat tamlamalarıyla yüklü dua cümlesi, Veysî nesrinin tipik özelliği olan Arapça-Farsça terkiplerle örülü secili üslubunu örnekler.
2. Hâbnâme'nin rüya sahnesinden, İskender'in Sultan I. Ahmed'e söylediği bir sözden
Zamânımızda harâbdur didiğiniz dünyâ, ne vakitde ma'mûr u âbâdân idi?
Yaklaşık anlamıyla: “Sizin zamanımızda harap (yıkık/perişan) dediğiniz dünya, hangi vakit mâmur ve bayındır idi?” Hâbnâme'de, rüyasında İskender'le karşı karşıya gelen Sultan I. Ahmed'e İskender'in devlet ve dünya düzeni üzerine söylediği hikmetli sözlerden biridir; eserin bir siyasetnâme olarak da okunmasını sağlayan öğütlerin tipik bir örneğidir.
Kısa Bilgiler
- Asıl adı: Üveys
- Doğum-ölüm: 969/1561-62, Alaşehir – 14 Zilhicce 1037/15 Ağustos 1628, Üsküp
- Dönem: 17. yüzyıl
- Bilinen yönü: Devrin en usta nesir yazarlarından biri; şiiri ikinci planda kalmıştır
- Eserleri:Dürretü't-tâc (Siyer-i Veysî), Hâbnâme, Münşeât, Merace'l-bahreyn, Dîvân
Kaynakça
Bayram Ali Kaya, “Veysî”, TDV İslâm Ansiklopedisi, islamansiklopedisi.org.tr/veysi (erişim: 2026). Hâbnâme alıntıları, Mustafa Altun'un hazırladığı tenkitli Hâb-nâme-i Veysî neşrinin tam metninden (archive.org üzerinden erişilen dijital nüsha, yaprak numaralarıyla) alınmıştır.
Veysî, şiirden çok nesirle kazandığı ünle, 17. yüzyıl Osmanlı edebiyatının sanatlı Türkçesine kalıcı bir imza atmıştır.

