Ana Sayfa

Kadı Burhâneddin

Kadı Burhâneddin Ahmed (1345-1398), kendi adıyla anılan devletin kurucusu, âlim, devlet adamı ve şairdir. Hem bir hükümdar hem de Türk edebiyatının tuyuğ türündeki en önemli ismi olarak, 14. yüzyıl Anadolusu'nun en özgün şahsiyetlerinden biridir.

Kayseri kadılığından Sivas hükümdarlığına yükselen Burhâneddin, aynı zamanda 1300'ü aşkın gazel, 20 rubâî ve 115 tuyuğdan oluşan hacimli bir divan bırakmıştır; savaş meydanında geçen hayatı, kılıcıyla olduğu kadar kalemiyle de iz bırakmasını engellememiştir.

Hayatı

3 Ramazan 745'te (8 Ocak 1345) Kayseri'de doğan Kadı Burhâneddin'in babası Şemseddin Muhammed, dönemin Kayseri kadısıydı; ailesi Salur Oğuzları'na dayanır. Genç yaşta Dımaşk ve Kahire'de eğitim görmüş; fıkıh, ferâiz, hadis, tefsir ve matematik alanlarında ilerlemiş, Kutbüddin er-Râzî'den riyâzî ilimler okumuştur.

1364'te Kayseri'ye dönen Burhâneddin, Eretnaoğlu Mehmed Bey tarafından kadılığa atanmıştır. 1381'de Eretnaoğulları Beyliği'ne son vererek Sivas'ta hükümdarlığını ilân etmiş; adına hutbe okutup para bastırmıştır. Osmanlılar, Karamanoğulları, Memlükler ve Akkoyunlularla mücadeleler vermiştir.

Kadı Burhâneddin, 800'de (1398) Akkoyunlu beylerinden Karayülük Osman Bey tarafından esir alınarak Sivas önlerinde öldürülmüştür.

Edebî Kişiliği

Kadı Burhâneddin, 14. yüzyılda Türk edebiyatının gelişiminde önemli rol oynamış bir şairdir. Duygu yüklü şiirlerinde Fuzûlî'yi, renk, pırıltı ve samimiyette ise Bâkî'yi andıran bir üsluba sahip olduğu değerlendirilir.

Sevgilinin güzellik unsurlarına şiirlerinde sık yer veren şair, teşbih, tevriye ve cinas gibi söz sanatlarını ustaca kullanmıştır. Tasavvufî konularda da gazeller yazmış; gayb, şühûd, cezbe, tecellî gibi tasavvuf terimlerini yerinde kullanabilmiştir. İran şairlerinden Enverî, Hâfız-ı Şîrâzî ve Ömer Hayyâm'ın etkisinde kalmıştır.

Türk edebiyatı tarihinde Kadı Burhâneddin, özellikle tuyuğ türünün en önemli ve en velûd temsilcisi kabul edilir; 115 tuyuğluk üretimiyle bu nazım şeklini büyük ölçüde kendisiyle özdeşleştirmiştir.

Eserleri

Dîvân— 1300'ü aşkın gazel, 20 rubâî ve 115 tuyuğdan oluşan hacimli bir eserdir. Tek nüshası British Museum'da (Or., nr. 4126) bulunur; hattat Halîl b. Ahmed tarafından 796'da (1393-94) istinsah edilmiştir. Divanın ilmî neşrini Muharrem Ergin 1980'de yayımlamıştır.

İksîrü's-saâdât fî esrâri'l-ibâdât (1395-96) — ibadetlerin hikmetleri üzerine yazılmış bir eserdir.

Tercîhu't-Tavzîh(1396-97) — Sadrüşşerîa'nın bir eserine yazılmış hâşiyedir (açıklayıcı not).

Şiirlerinden Örnekler

1. Bir tuyuğundan

Sûfîlerin dileği mihrâb namaz
Er kişinin arzusı meydan olur

Yaklaşık anlamıyla: “Sofuların dileği mihrapta namaz kılmaktır; yiğit (er) kişinin arzusu ise meydandır (savaş/mücadele alanıdır).” Bu dizeler, hem kadılık yapmış bir âlim hem de savaş meydanlarında geçen bir hayat süren Kadı Burhâneddin'in kendi kişiliğini özetleyen, sofuluk ile yiğitliği karşılaştıran vurucu bir örnektir.

2. Divanının son tuyuğundan

Ben seven hûblar içinde şah imiş
Sanasın yılduz içinde mâh imiş
Ben denize salmışam bir cânumı
Kamu işi başaran Allah imiş

Yaklaşık anlamıyla: “Meğer benim sevdiğim, güzeller içinde bir padişahmış; sanki yıldızlar içindeki ay imiş. Ben canımı bir denize salmışım (kendimi tehlikeye atmışım); (ama anladım ki) her işi başaran Allah imiş.” Aşk temasıyla başlayıp tevekkül (Allah'a teslimiyet) düşüncesiyle biten bu tuyuğ, dört mısralık kısa forma rağmen derin bir anlam yolculuğu kurar.

Kısa Bilgiler

  • Doğum-ölüm: 3 Ramazan 745/8 Ocak 1345, Kayseri – 800/1398, Sivas önleri
  • Dönem: 14. yüzyıl
  • Görevi:Kayseri kadısı, Sivas hükümdarı (1381'den itibaren)
  • Bilinen yönü: Türk edebiyatında tuyuğ türünün en önemli temsilcisi
  • Eserleri:Dîvân (1300+ gazel, 20 rubâî, 115 tuyuğ), İksîrü's-saâdât, Tercîhu't-Tavzîh

Kaynakça

Mecdut Mansuroğlu / Kemal Sandıkçı, “Kadı Burhâneddin”, TDV İslâm Ansiklopedisi, islamansiklopedisi.org.tr/kadi-burhaneddin (erişim: 2026).

Kadı Burhâneddin, kılıcıyla bir devlet kuran, kalemiyle ise Türk edebiyatına tuyuğ türünün en olgun örneklerini kazandıran, benzeri az bulunur bir hükümdar-şairdir.