Ana Sayfa

Karamanlı Nizâmî

Karamanlı Nizâmî, 15. yüzyılda Karaman Beyliği topraklarında yetişmiş ve kısa ömrüne rağmen dönemin tanınmış şairleri arasına girmiş bir divan şairidir. Farsça, Arapça ve Türkçe şiir söyleyebilecek bir dil birikimine sahip olan Nizâmî, özellikle Hâfız-ı Şirâzî başta olmak üzere klasik İran şiirinden beslenmiş, Ahmed Paşa ve Şeyhî gibi çağdaşı Osmanlı şairlerini kendine örnek almıştır.

Şairliği kadar nazire söylemedeki ustalığıyla da tanınan Nizâmî, Karamanoğulları Beyliği'nin Osmanlı topraklarına katılmasının ardından Sadrazam Mahmud Paşa'nın himayesine girmiş, Fâtih Sultan Mehmed tarafından İstanbul'a davet edilmiş, ancak bu yolculuğu tamamlayamadan genç yaşta hayatını kaybetmiştir.

Hayatı

Nizâmî, 839-844 (1435-1440) yılları arasında, Karaman Beyliği sınırları içinde Konya'da doğdu. Vâiz ve müderris olan Molla Veliyyüddin Efendi'nin oğludur. İlk eğitimini babasından aldıktan sonra tahsilini ilerletmek üzere İran'a gitmiş, burada Farsça öğrenmiş ve edebî birikimini geliştirmiştir.

Konya'ya döndükten sonra Karaman Beyliği yöneticilerine kasideler sunan Nizâmî, Fâtih Sultan Mehmed'in Karaman Beyliği'ni Osmanlı topraklarına katmasının ardından Sadrazam Mahmud Paşa'ya intisap etmiştir. Mahmud Paşa, şairi padişaha; şiir yeteneğinin yanı sıra pek çok başka meziyeti de bulunan biri olarak takdim etmiş, bunun üzerine Nizâmî Fâtih tarafından İstanbul'a davet edilmiştir.

Ne var ki şair, bu davet üzerine çıktığı İstanbul yolculuğunu tamamlayamadan, 874-878 (1469-1473) yılları arasında, otuz-otuz beş yaşlarındayken vefat etmiştir. Ölüm yeri kaynaklarda kesin olarak belirtilmemektedir; genç yaşta ölmesi sebebiyle bazı tezkirecilerin ömrüne dair verdiği rakamların abartılı olduğu kabul edilmektedir.

Edebî Kişiliği

Nizâmî, Türkçe'nin yanı sıra Arapça ve Farsça şiir söyleme kabiliyetiyle tanınır; Dîvânı'nda Türkçe şiirlerin yanında on altı Farsça gazel ile müstakil Farsça beyitler de yer alır. Şiirlerinde özellikle Hâfız-ı Şirâzî'nin etkisi belirgindir; Türk şairlerinden ise Ahmed Paşa ve Şeyhî'yi kendine örnek almıştır.

Çağdaşı ve sonraki dönem kaynakları, Nizâmî'nin üslubunu “âhenkli ve canlı”, gazellerini ise “selîs ve yekdest” (akıcı ve tutarlı) olarak nitelemiştir; şiirlerinde cinas ve tevriye gibi söz sanatlarını ustalıkla kullandığı belirtilir. Kendi şiirlerinin yaklaşık üçte biri başka şairlere yazılmış nazirelerden oluşur; bu yönüyle döneminin usta nazire şairlerinden sayılır.

Nizâmî'nin kendi şiirlerine de pek çok nazire yazılmıştır: nazire mecmuası Mecma'u'n-Nezâ'ir'de, onun on dokuz şiiri “zemin” (örnek metin) olarak kullanılmış ve bu şiirlere sonraki şairler tarafından toplam iki yüz doksan dokuz nazire yazılmıştır — bu da devrindeki beğenirliğinin bir göstergesi kabul edilir. Bununla birlikte edebiyat tarihçileri, onu Şeyhî ve Ahmed Paşa'nın gerisinde, ikinci derecede bir şair olarak değerlendirmektedir.

Eserleri

Dîvân— Nizâmî'nin bilinen tek eseridir. Mürettep bir Türkçe divan olup on bir kaside, yüz yirmi dört gazel, on dört murabba, muhammes, kıta ve müfred ile on altı Farsça gazel ve müstakil Farsça beyitler içerir. Fâtih Sultan Mehmed için yazdığı “nergis” redifli kaside, eserin bilinen parçalarından biridir. Divan, Haluk İpekten tarafından Karamanlı Nizâmî, Hayatı, Edebî Kişiliği ve Divanı adıyla hazırlanarak 1974'te Atatürk Üniversitesi Yayınları arasında yayımlanmıştır.

Şiirlerinden Örnekler

1. Hâfız-ı Şirâzî'ye yazdığı bir nazireden

Nizâmî'nin Hâfız-ı Şirâzî'ye yazdığı nazirelerden birinde yer alan ve Hâfız'ın aynı konudaki Farsça beytinin Türkçe bir karşılığı sayılabilecek beytini, altıncı kasidesinden aktarıyoruz:

Vasfında ol cemâlün zikr itdügini bu dil
Her kim işitse eydür li'llâhi derru kâ'il

Yaklaşık anlamıyla: “Bu dil, o güzelliğin vasfını dile getirdiğinde, bunu kim işitse ‘Allah için ne güzel söz söylemiş’ der.” Beyit, güzelliği öven bir sözün duyanlar üzerinde bıraktığı hayranlığı, klasik bir mübalağa sanatıyla dile getirir.

2. Bir “gazel-i mutavvel”inin matla ve mahlas beytinden

Nizâmî, klasik gazelin alışılmış on beş beyit sınırını aşan, yirmi beyitlik uzun bir gazel (gazel-i mutavvel) de kaleme almıştır; ders kitaplarında bu nazım türünün örneği olarak sıkça anılan bu şiirden matla ve mahlas beytini aktarıyoruz:

Ey pertev-i likân ile bî-nûr u fer çerâğ
Nisbet yüzüne şems-i felek muhtasar çerâğ

Yaksan Nizâmî'yi ne acep cevrün odına
Pervânesini oda yakar çünki her çerâğ

Yaklaşık anlamıyla: “Ey yüzünün ışığı karşısında mumun nûru sönük kalan sevgili, senin yüzünle kıyaslanınca gökteki güneş bile küçük bir mum kalır. Nizâmî'yi cefânın ateşinde yaksan şaşılır mı — çünkü her mum, pervanesini (ona vurulan kelebeği) yakar.” “Çerâğ” (mum/kandil) redifi etrafında kurulan bu uzun gazel, Nizâmî'nin nazım tekniğindeki ustalığını gösterir.

Kısa Bilgiler

  • Mahlası: Nizâmî (Nizâmî-i Karamânî / Karamanlı Nizâmî)
  • Doğum-ölüm:839-844/1435-1440, Konya (Karaman Beyliği) – 874-878/1469-1473 (İstanbul yolunda, kesin yer bilinmiyor)
  • Dönem:15. yüzyıl; Karamanoğulları Beyliği'nin son dönemi ile Fâtih Sultan Mehmed devri
  • Babası: Molla Veliyyüddin Efendi (vâiz ve müderris)
  • Himayesinde bulunduğu kişi: Sadrazam Mahmud Paşa
  • Eserleri: Dîvân

Kaynakça

A. Azmi Bilgin, “Karamanlı Nizâmî”, TDV İslâm Ansiklopedisi, islamansiklopedisi.org.tr/karamanli-nizami (erişim: 2026).

Ömer Savran, “Karamanlı Nizâmî, Nizâmî-i Karamânî”, Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/karamanli-nizmi-nizamii-karamani (erişim: 2026).

Hasan Ekici, “Karamanlı Nizâmî'nin Hâfız-ı Şirâzî Tahmisi”, Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, S. 65 (2020), s. 50-65 — birinci şiir örneği için kullanılmıştır. Gazel-i mutavvel örneği, edebiyatvesanatakademisi.com ve liseedebiyat.com'dan (matla beyti birebir eşleşen) çapraz doğrulanmıştır.

Kısa ömrüne rağmen Karamanlı Nizâmî, Hâfız-ı Şirâzî'den aldığı ilhamı Anadolu Türkçesine ustalıkla taşıyan nazireleriyle, 15. yüzyıl divan şiirinin Karaman kökenli sesini duyurmayı başarmıştır.