Sinan Paşa
Sinan Paşa (asıl adıyla Yûsuf b. Hızır b. Celâleddin), 15. yüzyılda Fâtih Sultan Mehmed ve II. Bayezid dönemlerinde yaşamış bir âlim, mutasavvıf ve devlet adamıdır. İstanbul'un ilk kadısı Hızır Bey'in oğlu olarak yetişmiş, Fâtih'in hocalığını yapmış ve vezirlik makamına kadar yükselmiştir.
Edebiyat tarihindeki asıl önemi, secili ve âhenkli mensur üslubun en olgun örneklerinden kabul edilen Tazarru'nâme adlı eseriyledir. Bu eseriyle Türk nesrine yeni bir söyleyiş kazandırdığı ve kendisinden sonra “Sinan Paşa üslubu” olarak anılan bir geleneğin kurucusu olduğu kabul edilir.
Hayatı
Sinan Paşa'nın kesin doğum tarihi kaynaklar arasında tartışmalıdır; 841-845 (1437-1441) yılları arasında değişen tarihler verilir, bazı kaynaklarda ise 16 Receb 845 (30 Kasım 1441) tarihi kabul görür. Babası, İstanbul'un fethinden sonra şehrin ilk kadısı olan Hızır Bey'dir; dedesi Sivrihisar kadısı Celâleddin Efendi, annesi ise dönemin tanınmış âlimi Molla Yegân'ın kızıdır.
Fâtih Sultan Mehmed, 1453'te İstanbul'un fethinin ardından babası Hızır Bey'i İstanbul kadılığına getirtince, henüz on üç on dört yaşlarındaki Sinan da bu şehirde dedesi Molla Yegân'ın meclisinde ve devrin önde gelen âlimlerinin yanında yetişti; Ali Kuşçu'nun öğrencileri arasında da yer aldı. Genç yaşta felsefe, astronomi, matematik, tefsir, hadis ve fıkıh alanlarında geniş bilgi edindi; bir dönem şüpheci (septik) felsefeyle de ilgilendiği kaydedilir.
Keskin zekâsıyla Fâtih'in dikkatini çekti ve “hâce-i sultânî” (padişah hocası) unvanıyla saraya girdi; Edirne medreselerinde ve Dârülhadis'te müderrislik yaptıktan sonra 875'te (1470) vezir rütbesine yükseldi. Mecdî'nin naklettiğine göre 881'de (1477) Gedik Ahmed Paşa'nın azlinin ardından kısa bir süre vezîriazamlık makamına da getirildiyse de, aynı yıl bilinmeyen bir sebeple azledilip hapsedildi. İstanbul uleması, Sinan Paşa serbest bırakılmadığı takdirde Osmanlı topraklarını topluca terk edeceklerini bildirince hapisten çıkarıldı, ancak Sivrihisar kadılığı ve müderrisliğine sürüldü.
II. Bayezid'in tahta çıkışıyla (886/1481) itibarını yeniden kazandı; vezirlik rütbesi iade edildi ve günlük 100 akçe maaşla Edirne Dârülhadisi müderrisliğine tayin edildi. Sinan Paşa, 24 Safer 891 (1 Mart 1486) tarihinde İstanbul'da vefat etti; kabri Eyüp'te, Samsunlu Hasan Efendi'nin türbesi yakınındadır.
Edebî ve Fikrî Kişiliği
Sinan Paşa, Türk nesir üslubunun kurucularından biri kabul edilir. Şiiri bir amaç değil bir araç olarak kullanmış, mahlas almamış ve asıl gücünü nazımdan çok nesirde göstermiştir. Kendi ifadesiyle nazım ile nesir arasındaki farkı gözetmediğini söylediği söylenir: “Sühan-ı dil şi'rden olur dûr / Nesri manzûm u nazmı olur mensûr.”
Eserlerinde secili (kafiyeli) cümle yapıları, aks, iştikak, tekrir ve tenasüp gibi söz sanatlarını yoğun biçimde kullanmış; cümlelerini ses, ölçü ve yapı bakımından birbirine paralel kurmuştur. Hasibe Mazıoğlu, bu üslubu “fevkalâde âhenkli, tabiî ve kıvrak” olarak nitelemiş, Tazarru'nâme'yi Türk nesir üslubunun bir şaheseri saymıştır.
İçerik bakımından eserleri tasavvufî ve ahlâkî bir çizgi izler; Kur'an ve hadislerin yanı sıra eski filozoflardan, özellikle Eflatun'dan da yararlanmıştır. Bu yönüyle Sinan Paşa, dönemin bilgin-devlet adamı kimliğini dinî-tasavvufî bir duyarlılıkla birleştiren bir yazar olarak öne çıkar.
Eserleri
Tazarru'nâme— Sinan Paşa'nın en tanınmış ve ilk Türkçe eseridir. Esas olarak mensur bir münâcâttır; içine serpiştirilmiş manzum parçalarla (kaynaklara göre 119 manzum parçada yaklaşık 2193 beyit) birlikte karma bir yapı gösterir. Tasavvuf yolunun hakikatlerini kıssalar, hikâyeler ve öğütler eşliğinde anlatan didaktik bir eserdir; Mertol Tulum tarafından hazırlanan neşirleriyle (1971, 2001, 2011) günümüze ulaşmıştır.
Maârifnâme(Nasîhatnâme) — İslâm ahlâkını konu alan, secili nesirle yazılmış bir öğüt kitabıdır. Manzum parçaya neredeyse hiç yer verilmeyen eserde Kur'an ve eski filozofların, özellikle Eflatun'un görüşlerinden yararlanılmıştır.
Tezkiretü'l-Evliyâ— Ferîdüddin Attâr'ın aynı adlı eserinin serbest bir çevirisi niteliğindedir; Sinan Paşa metne yeni veliler ekleyip kendi üslubunun damgasını vurmuştur, bu yüzden Mertol Tulum eseri tercümeden çok telif saymıştır. 1987'de Emine Gürsoy Naskali tarafından yayımlanmıştır.
Bunların yanında, gençlik yıllarında medrese kitaplarına yazdığı on bir kadar Arapça hâşiye (geometri, kelâm, fıkıh, hadis ve felsefe konularında) bulunmaktadır.
Eserinden Örnekler
1. Tazarru'nâme'den, münâcât üslubunu yansıtan kısa bir bölüm
İlâhî! Neylerem ol sırrı ki esrârı yok; neylerem ol rûhı ki envârı yok.
Günümüz Türkçesiyle yaklaşık anlamı: “Tanrım! Ne yapayım o sırrı ki gizemi yok; ne yapayım o ruhu ki nurları yok.” Bu kısa cümle çifti, Sinan Paşa nesrinin tipik özelliği olan ses ve yapı bakımından birbirine paralel kurulmuş secili cümlelerine iyi bir örnektir.
2. Yine Tazarru'nâme'den, aşkı öven uzun bir secili pasajın açılışından
Işk iledür gögün döndügi; ışk iledür yirün turduğı.
Işkdur çarha koyan felegi; ışkdur temcîd okudan melegi.
Işkdur yılduzları seyr itdüren; ışkdur ay ü güni devr itdüren.
Günümüz Türkçesiyle yaklaşık anlamı: “Gökyüzünün dönmesi de aşk iledir, yerin durması da aşk iledir. Feleği (gök kürelerini) döndüren aşktır, meleğe tesbih okutan aşktır. Yıldızları gezdiren aşktır, ay ile güneşi devrettiren aşktır.” Sinan Paşa'nın Tazarru'nâme'sinde aşk üzerine yazdığı bu uzun, “ışkdur...” redifli pasaj on altı paralel cümleden oluşur; secili nesrin en yoğun ve en meşhur örneklerinden biri kabul edilir.
Kısa Bilgiler
- Asıl adı: Yûsuf b. Hızır b. Celâleddin
- Doğum-ölüm:yak. 841-845/1437-1441 (kesin tarihi tartışmalı) – 24 Safer 891/1 Mart 1486, İstanbul (Eyüp'e defnedildi)
- Dönem: 15. yüzyıl; Fâtih Sultan Mehmed ve II. Bayezid devirleri
- Babası:Hızır Bey (İstanbul'un ilk kadısı)
- Görevleri: Müderrislik, hâce-i sultânî, vezirlik, kısa süreli vezîriazamlık, Sivrihisar kadılığı
- Eserleri:Tazarru'nâme, Maârifnâme, Tezkiretü'l-Evliyâ, çeşitli Arapça hâşiyeler
Kaynakça
Aylin Koç, “Sinan Paşa”, TDV İslâm Ansiklopedisi, islamansiklopedisi.org.tr/sinan-pasa (erişim: 2026).
Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, “Sinân Paşa, Yûsuf Sinâneddîn” maddesi, teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/sinn-pasa-yusuf-sinaneddin (erişim: 2026). İkinci örnekteki “ışkdur” redifli pasaj, Mertol Tulum'un 1971 tarihli Tazarru'nâme neşrine dayanan edebiyatvesanatakademisi.com'daki bir incelemeden alınmıştır.
Sinan Paşa, Tazarru'nâme'siyle Türk nesrine secili, âhenkli bir söyleyiş kazandırarak, kendisinden sonraki yüzyıllar boyunca örnek alınan “Sinan Paşa üslubu”nun mimarı olmuştur.

